Pages

Salı, Ağustos 31, 2010

In Memoriam

Bi kısmınızın bildiği gibi yakın zaman sonra Eskişehir'den temelli ayrılıyorum. Haliyle son günlerim eşyaları paketleyerek, paketlemek istemediklerimi de atarak geçiyo. Bu sabah varlığını bile unuttuğum pek çok şeyin arasında (kırlangıç gibi gerekli gereksiz her şeyi saklamışım) lise 3 - üniversite 1 döneminden kalma fotoğraflarımı buldum, içim bi garip oldu. Zamanında oynattığım FRP oyunlarının senaryolarını buldum, character sheet'ler falan, zilyon tane otobüs - tren bileti (sakladığıımı bildiklerim dışında), içine abuk subuk şeyler yazdığım çizdiğim küçük not defterimi (ergen zamanları), lisede derste birbirimize gönderdiğimiz notları (artık liseliler derste iphone'dan görüntülü görüşüyolar), lise andacı için birbirimize yazdığımız yazıları, bi zamanlar eşim dediğim kadına aldığım hediyelerin paketlerini, hatta bi çiçeğin ambalajı ve kurdelasını (yuh), tekini bir türlü bulamadığım terliğin kayıp eşini buldum (oraya bakmak hiç aklıma gelmemişti cidden), tüm resimlerinden kurtulduğumu düşündüğüm ilk kız arkadaşımın vesikalık resmi bile çıktı lan! Zaman bi yerde durmuş, o noktadan sonra her şey (ben dahil) tamamen değişmiş gibiydi. Memento'nun setindeyim heralde diye düşündüm. Kendi harabesini kazan India.. neyse. O kadar absürd ki, sanki tüm o ıvır zıvırı saklayan ben değilmişim, sakladıklarım da benim değilmiş, her birinin anısı / anlamı sanki bi başkasınınmış gibiydi ilk an, sonra yavaş yavaş aydınlandım, hepsi benimdi.

"Kendimi mağara adamı gibi hissediyorum" demiştim ya hani, (oysa kendini bi dwarf'la özdeşleştiren biri için oldukça ironikti) gülümse(yebil)dim.

Hiç yorum yok: