Uyarı: Bol miktarda spoiler içermektedir.
Dün Berken'le gittik Expendables'a. Delta Harekatı 6 diye bekliyodum ama Cehennem Melekleri diye çevirmişiz filmin adını ahah, oysa İnce Ruhlu Ayılar da pekala olurmuş. Kendi hür irademiz, kendi paramızla, bir Stallone filmi olduğunu bilerek ve hiç bir beklentimiz olmadan gittik. Eğer siz de elinizde bu 4 faktörle Expendables'ı izlemeye giderseniz ne kendinizi ne de yanınızdaki vatandaşı hayal kırıklığına uğratmazsınız. Sonuçta bi Stallone filmine gidiyosunuz, yaklaşık 1,5 saat boyunca göreceğiniz şeyler Fransızca konuşan bir grup çelimsiz kadın ve 5-6 tane gay değil, its a clusterfuck! Ha yok, "ya ne gerek var şimdi para vermeye, aynı filmi ben kendim de yaparım" diyorsanız (eminim aranızda bunu düşünebilecek manyaklar vardır, manyakça olmasa bile daha çok eğlenme ihtimaliniz var) işte ihtiyacınız olan malzeme listesi:
- 10-15 adet şöminelik odun
- 4 kova steroid
- 1 uçak dolusu düşman askeri
- 1 uçak
- Onlarca bıçak
- Binlerce mermi ve bir sürü silah
- Yüzlerce kilo patlayıcı
- 250 gram kuku
Film izleyiciyi biraz da güldürsün istiyorsanız,
- Kutu kutu pense
- 1 Elma
- 1 California Valisi
-
Yapılışı:
Önceki akşamdan steroid kovalarında beklettiğimiz şöminelik odunlarımızı 3. kattaki bir evin merdivenlerinden teker teker aşağı yuvarlıyoruz. Bütün odunları dikkatlice yuvarladıktan sonra aşağı inip artık isimleri Sylvester, Jason, Dolph, Randy, Terry, Mickey falan olan boğum boğum olmuş odunlarımızı alıp uçağımıza bindiriyoruz. Eğer isimleri sevmediyseniz odunlara Tiny, Duke, Spike, Sarge falan da diyebilirsiniz, çok da tın. Uçağımızı, içine biraz silah ve biraz mermi ekledikten sonra her Somali açığında bulabileceğiniz içi nigger (troll de olur) ve mülteci dolu bir korsan gemisine gönderiyoruz. Çapraz ateşte 3 dakika pişen odunlarımızı dövmeci salonunda bir süre dinlendiriyoruz. Boş vakitlerinde kulaklarına bıçak sokan, birbirlerine dövme yapan adamlarımızı birbirlerini dövmeye başlamadan önce salondan çıkarmayı da unutmuyoruz efem. Dinlendirdiğimiz malzemelerimizi artık üstü tıka basa düşman askeriyle kaplı bir güney amerika adasına göndermeye hazırız. Birbirinden saçma ve yanlış çevrilmiş replikle adanın kendi yağında kavrulan adamlarımız kulak memesi kıvamına gelmişken, adaya sağ kroşe ile terbiye ettiğimiz 250 gram kukuyu ilave ederek yavaş yavaş karıştırıyoruz. Adamlar hemen kızıyor, hepsi. Kızan adamlar adayla tepkimeye girip bütün adayı havaya uçurduktan sonra filmimiz artık servise hazır. Afiyet olsun.
Çok ses getiren bi film, gerçekten. Filmde bi şeylere ateş edilmiyo, bi şeyler patlamıyo bile olsa hörül hörül Chopper, Hot Rod ve Muscle Car'ların motor sesi var bi kere, sürekli gürültüye maruz kalıyorsunuz (o motor gürültüleri filmdeki en güzel şeydi bence). Çok fazla diyalog yok, genelde silahlar konuşuyo. Bunların dışında filmde adı geçen Vilena adası da artık yok, sadly. O kadar patlamadan sonra adanın battığını düşünüyosanız, çok üzgünüm, filmden bi bok anlamamışsınız demektir. Ada batmadı, aksine dünya yörüngesine oturan ilk kara parçası olarak Stallone 4 adıyla tarihe geçti, ve sonbaharları çok güzel. Sinema çıkışında şöyle diyaloglar duymanız çok mümkün;
- Abi filmde duygu yoktu.
- Tatlıses'le turneye çıkmamış mıydı o?
Yoktu gerçekten, biz göremedik, eh aramadık da. Filmi tek kelimeyle özetliyorum, üstelik ellerimi de kullanmadan (?): Testosteron. Salonda belki 10 kişi falan vardı, biri başörtülü olmak üzere -ki yanlış salona girdiğinden eminim- bi kaç bayan izleyici ve genç erkekler. 1,5 saatin sonunda ışıklar açıldığında hatunların salonu ağlayarak terkettiklerini gördüm, bıyıkları çıkmıştı. Bi kaç erkek izleyici dik yürümekte zorlanıyodu, erekte olmuşlardı, üstelik kot pantolonla, kendilerine acil şifalar. Ciddiyim, işte O KADAR testosteron var filmde. Eğer köseyseniz yüzünüze soğan sarımsak (yada daha iğrenç şeyler) sürmekten vazgeçebilirsiniz, şehir efsanesi onlar. Günde 2 doz, sabah ve akşam bu filmi izleyin, göğsünüzde yorgan gıbı kıl olmazsa tekrar görüşelim. Tahmin edileceği üzere Expendables, bol miktarda steroid ve düşük IQ içeriyo. Uçakla iskeleye saldırma sahnesini dikkatle izleyin. Filmin adı Explosibles olsa kimse yadırgamazmış bence. Yup, öyle bi kelime yok, ama sıçtım oldu, just like Stallone did. Filmde bir Super Mario havası da var, yok değil. Stallone & Statham = Mario & Luigi, bi de "prenses" var işte ortamda daha ne istiyosunuz, sabahlar olmasın.
80'lerin bi türlü unutturulmadığı action karakterlerini bir arada görmek için gidilebilir ve o adamların da yerçekimi kanunundan kaçamadığı görülebilir. Stallone'nin uçağı yakalamak için iskelede koşarken götünden soluduğuna tanık olabilir, Conan'ın buruşup valiye dönüştüğüne şaşırabilir, insan vücudunun bir zamanlar boğum boğum kasken şimdi buruşup sarkınca çok iğrenç bi hal aldığını öğrenebilir, bu cümleleri yazarken çok zorlandığımı da farkedebilirsiniz. Yok abi filmde bişi, bam güm işte. Eğlenmedim mi? Eğlendim. Bi daha deseler gider miyim? No-fucking-way! Stallone "emekli olsun", biz de elimizde kalan Statham ile idare edelim. Srsly, nefret ediyorum bu adamdan ama yapcak bişi yok *sniff*. Nerde Chuck Norris, nerde Steven Seagal, teey te.. *db0m!*
Expendables: 2/10, my 2 cents.
P.S: O yes, yönetmen olurmuş benden, bu filme soundtrack şeyetcek olsam şunu seçerdim, enjoy! (yazı boktan oldu, müzikle kurtarayım derp derp)
Fak Ye!
1 yorum:
as always, you are awesome müdür and you will be the main reason of my expulsion.
Yorum Gönder