Pages

Perşembe, Temmuz 22, 2010

Fringe vs Lost

Böyle bi kıyaslama yapmak çok mantıklı olmasa da bu yazı bi "deathmatch" değil. Olay tamamen her iki dizide de executive producer olan J.J Abrams. Ash bana Fringe'den ilk bahsettiğinde dizide Abrams'ın parmağı olduğunu söylemişti fakat bir hafta öncesinde Fringe'i izlemeye karar verirken bunu tamamen unutmuştum. Fringe'deki olay ve karakterler oldukça tanıdık gelmeye başlayınca köşeli ve genelde paraşüt kullanan jetonum düştü.. yada algıda şakacılık.

Yok "sonu kötüydü", yok "hacı anlamamışsın sen olayı" falan kim ne derse desin Lost başarılı bi diziydi, gerçekten. İlk iki sezon boyunca her bölümün sonunda fal taşı gibi gözlerle ekrana bakarken "hassiktir!" diyen tek kişi olduğumu sanmıyorum. Öyle yada böyle 6 sezon izledik bu diziyi, hepimize "tıpa" oldu falan. Lost'u bu kadar popüler yapan başarılı karakterleri ve konusunun yanında kurgusundaki "gösterip de vermeme" şeysi de önemli paya sahipti. Karakterlerden biri bir diğerinin kafasına silah dayayıp yada sakin sakin,

- What  happened?
- Where's Jack?
- Who are you?
- Where's my beybey?
- WAAAAAAALT! (lol)
yada
- I want answers.

derdi ve karşılık olarak,
- I don't know, John.
- You have to trust me
- Son of a bitch.

cevaplarından birini alırdı (3ün 1i). Bu böyle 5 sezon sürdü. Tüm sorular cevaplandı mı, hayır. Her şey mümkün olduğu kadar mantıklıydı ama. "Who are you?" sorusuna alenen "Son of a bitch" cevabını veremeyen doğal olarak "You have to trust me" diyordu, makes sense. Ben diyorum ki Fringe'de de bu potansiyel var. Fringe'de de main plot benzer şekilde işleniyo ama olağanüstü olaylar cevapsız kalmıyo, en azından şimdilik. En abuk subuk olayda bile öğreten adam Walter hep doğru çıkan bi teorisiyle yüreklere H2O (bazen milkshake) serpiyo, ekran başında kanser olmuyoruz.

Massive Dynamics - Dharma Initiative
Gözlerinizi kısıp "bi puştluk var ama.." dediğiniz / diyeceğiniz iki isim. Massive Dynamics için henüz tam bi şey diyemiyorum ama diğeri için Dharma yerine Darla Initiative deseler de olurmuş. İki dizide de her taşın altından bu iki isim çıkıyo, ara ara her iki oluşum hakkında da kıyısından köşesinden bilgi yada cevaplanacak yeni sorular alıyoruz. Nefis.

The Pattern - The Others
Ayı da çıkabilir, taş da düşebilir. Her ikisi de bi halt çeviriyo ama nedir ne değildir, iyi midir kötü müdür bilemiyoruz, öyle izliyoruz. Hayret yani.

Walter Bishop
John Noble nası oluyo da ağzını yüzünü öyle titretebiliyo hiç bi fikrim yok, unfuckingbelievable! Bilerek mi yapıyo, kasarak mı yapıyo yoksa yaşlandığı için kendi kendine mi öyle oluyo? Yaşlanınca ben de mi öyle seyiricem? Zaten tepem açılıyo, sıkmayın canımı cevap verin! Noble'ı izlerken sanki her soru, problem yada çok bilinmeyenli denkleme "and the Gondor will answer!" diyecekmiş hissine kapılıyorum. Nerde Denethor nerde Bishop, inanılmaz bi oyuncu gerçekten. Ön planda, atıyorum, Peter ve Olivia konuşurken Walter'ın arkada yaptığı şeylerin, kritik sorulara pat diye verdiği saçma cevapların tümü senaryoda yazıyosa adım Abidin olsun. Diziyi bu adam götürüyo.

Peter Bishop
Elimizde neler var? Tekme yada omuzla ve muhtemelen dizinin ilerleyen bölümlerinde sadece bakarak her türlü kapıyı açabilen, gizemli bi background'u olan, beyninde MIT'ye girmesine yetecek kadar çok boğum olan, pratik zekalı, renkli gözlü, uzun boylu, espri anlayışı olan, sabırlı, supportive, badass olduğu kadar sempatik de olabilen bi adam. Tamamını yazsam burdan Boston'a yol olur, hiç gerek yok. Srsly, dizideki en büyük fenomen bu adamın ta kendisidir! Lost'un Sawyer'ı varsa Fringe'in de Peter'ı var. Peter demişken, karakter özelliklerinin Peter Parker'a benzediğini de az önce farketmiş bulunuyorum, Parker da gerçek değildi. İnanmayın böyle şeylere. Hepsi özel efekt, para tuzağı, göz aldatmacası. Öyle erkek yok, kendinize gelin.

Olivia Dunham
Çocuk yapamadı, kariyer yapıyo. Güzel değil, çekici değil, sempatik bile değil ama attığını vuruyo. Right. Özellikle ikinci sezondaki Tomb Raider havalarına dikkat. Bazen omuzlarından tutup sarsarak "bırak bu saçmasapan işleri! Evinin kadını, kocanın ajanı, çocuklarının anası ol!" diyesim geliyo ama meh, i dont give a fuck.

Philip Broyles
Tatlıses inşaatta şarkı söylerken meşhur olmuş ya şimdi, Broyles da Kenya'da aslandan kaçarken meşhur oldu. Alternatif gerçeklikle olaylar farklı olabilir, mesela Kenya'da kaçan aslında aslan olabilir (ben olsam kaçardım) fakat her koşulda karakterler ve olaylar doğaüstü ve dizinin konseptine tamamen uygun. Broyles başlı başına bi episode konusu, episode'un adı "gündüz feneri" olabilir bence. Adamın gözleri sürekli kanlı, korkunç lan. Geceleri görünmez olabiliyo. Düşünsenize gece tuvalete kalktınız, o kadar yaşlısınız falan, banyonun ışığını açtınız ve karşınızda yarı köpüklü vücuduyla "this is Broyles" diyen kapkara bişey var, tırsınç. Şaşkın bi suratla ve gevrek bi nigger ingilizcesiyle "the fuck? this's Broyles, man!" dese bile tırsınç. Ne bileyim mesela siz de benim gibi yalnız yaşıyosunuz ve gecenin 4ünde karanlık bi odada Fringe izleyesiniz geldi diyelim. Masanın altından bi tıkırtı geliyo, eğilip bakıyosunuz ve bi çift kanlı göz size bakarken "this is Broyles and the thing you're about to see is.. fucked up!" diye bi şey duyuyorsunuz. Çığlık çığlığa kaçmaya çalışırken kafanızı masaya çarpıp oracıkta bayılmaktan başka çareniz yok. Arkadaşım yetersiz ışıkta göremiyorum, o nası bi ten rengi! Telefonu "this is shit" diye açsan da olurmuş. Madem sen hiç gülümsemiyosun en azından biz biraz eğlenirdik. Cep telefonundan aranıyosun, yani arayan kişi kimi aradığını bilerek arıyo, senin ayrıca "this is şu", "that is bu" falan demene ne gerek var, olayın ne, havan kime?

-This is Broyles and i'm a kickass agent!
-No shit!

-This is shit.
-For real?

-This is a Broyles and where the fuck is post office?
-You have to trust me.

Köşebent suratı, kel kafası, baston yutmuş gibi duruşu ve omuzlarını düşüre düşüre yürüyüşüyle Broyles kesinlikle aklınızı alacak bi karakter. Teleportation? Pyrokinesis? Cryogenics? Bunlar cakewalk..

Nina Sharp
Dizide pek çok tırsınç ve iğrenç şey var evet ama Nina Sharp'ı ve özellikle 2. sezon 1. bölümü izleyince ne demek istediğimi daha iyi anlıycaksınız. O sahnede odamda daireler çizerek koşuştururken kusabilirdim, Byb bilir. Bu kadının tipi, tavır ve hareketleri ölmesini isteyeceğiniz kadar rahatsız edici. Bi gün hepimiz buruşucaz, its a cruel world.
 
Astrid Farnsworth
Kıyamam. Dizideki lahana bebek kendisi. 2. sezon 9. bölüm. "Emir erim Ramazan" yerine dizide keşke daha ön planda bi rolü olsaydı, bu kadını izledikçe mutlu oluyorum. No kidding, oyuncak gibi. Yirim seni kız!

Charles Francis  
Her an "ben hiç dava çözemedim amca" diycekmiş gibi bakıyo, Küçük Emrah'ın parabolik kaşlarına sahip ve cool olucam diye ağzı yerine götünden konuşsa da sevdiğim bi karakter. Aile babası gibi. Charlie koş! Olivia'yı katlıyolar!

Fringe'i sevdim ama pliz Lost gibi 6 sezon sündürmeyin, pliz pliz pliz. Her şey kıvamında gidiyo şu an. Ülkemizde herhangi bi kanalda yayınlanıyo mu bilmiyorum ama yayınlanmıyosa da neden olduğunu tahmin edebiliyorum. Üç bölümden birinde LSD, halüsinojen yada ilaçların beklenmedik yan etkileri gibi muhabbetler geçiyosa "insanları uyuşturucu madde kullanımına özendirebilir" gibi bi gerekçeyle kuruldan geçememiştir yada geçemeyecektir. Klişeler yok mu? Bi dizide FBI olur da klişeler olmaz mı, bir sürü! Amerika yine her bölümde dünyayı kurtarıyo, zilyon tane headshot falan gırla. Yine de Lost'un boşluğunu bi nebze olsun doldurabilir bence ve kesinlikle Heroes denen saçmalık gibi kof değil.

-This is Basmacı
-GTFO

Ya olmuyo işte ><

P.S: Byb, bu yazıyı yazarken aklıma Weather Stone geldi, kendi kendime kahkaha attım evde, içimdeki Walter bambaşka; "Stone is gone - Broyles"
P.S II: Walter Bishop'ın arabasını görünce aklıma Ghostbusters geliyo.

3 yorum:

zino dedi ki...

alias 'ı da izle madem.

bide francis'i bide OZ da gör, latino gansta lolol

CHan dedi ki...

Fringe, lost ziyade supernatural'ın daha bi naturel, daha bi teknomarket, daha bi nano olanı gibin bence. Dediğin gibi walter'ın hastasıyız, onun yüzde 3, sırtda 5'i kadar oyuncu olsam çeker giderim bu memleketten. Hayır onun yüzünden kendi evladım gibi sevmeye başladım peter'ı, "ay kıyamam kıyamam" diye izlenir mi bir dizi lan.

Bir de walter'ın ot çekip Olivia'nın (iki kere rafine)yiğenine hikaye anlattığı bölümü ve o bölümdeki cazcı brokoliyi gör de yaz buraya.

Bir de zeytin çekirdeği güzel olmasa da, çekici bikerem, warhammer gibin!

Arman dedi ki...

@Zino: Omfg, Küçük Latino: Lil bastid! Alias'ı duydum da bi kerede bi FBI konsepti yeter dedim. Bu tipte çok fazla dizi izlediğim zaman kendi evime "freeze! NYPD!" diye giriyorum, olmuyo.

@CHan: Fringe'le Supernatural'ı bağdaştıramadım ama o "ay kıyamam kıyamam" olayına kesinlikle katılıyorum. Ekran başında nineler gibi kendi kendime yada genelde ekrandaki karakterlerle konuşmaya başladım, çok feci. "Lan oraya gitme!" "Salak karı, seviyo işte seni çocuk" "a-a, orospuya bak" falan diyorum.. yaşlılık belirtileri bunlar. Cazcı brokoli diyosun, "basçı saçı" da var mı?