Pages

Perşembe, Temmuz 21, 2011

Transformers 3

Uyarı
- Her zamankinden.
- Seni yaşlı bunak, hiç değişmemişsin.
- Aşağılık herif. *sarılırlar*

Bu film, evet bu film, bir yılı aşkın süredir beklediğim filmdi. Çünkü sebeplerim vardı: insanları sevmiyor ve robotlara hasta oluyordum.. Hasta derken yani pozitif anlamda hasta, bi nevi iyi huylu kist gibi (?) Serinin rezalet ötesi ikinci filminden sonra, o dönemde insan olduklarını ve buna binaen sıradan bi primattan daha yüksek IQ seviyesine sahip olduklarını düşündüğüm yapımcıların nerde nasıl hata yaptıklarını anlayacaklarını umarak üçüncü filmin daha tatmin edici olacağını bekliyordum. Of yoruldum. In addition, ikinci filmden sonra tüm fanboy'luğumla savunduğum, akabinde gizli öznesi olduğum tüm o sarcasm'a, kahramanca göğüs gerdiğim tüm o "bizi buna mı getirdin? paramı geri istiyorum!"lere karşı mutlak zaferle çıkacağım bi rövanş da istiyordum. Sonuçta bir umuttu yaşatan insanı, aldım elime sapını silahıııığğğ! Yyiineeaaaaçııeeennceaa... O değil de, bırak şarkıyı dinlemeyi, sözlerini yazmak bile geriyo ya. Sözlerini geri al pliz. Herkes şarkı söylememeli, sinirleniyorum sonra. Çok kolay sinirlenebildiğimden bahsetmiş miydim? No?

Çok boyutlu izlediğim Transformers 3: Palm on the Face'in yine çok boyutlu analizini yapmak isterim (!). Öyle 6 liraya gözlük falan satın almanıza gerek yok, derinliği ben sağlıycam. Watch this:

Senaryo
Film, adından da anlaşılacağı üzere ayın karanlık tarafında başlar. Cybertron'dan kaçan bi grup Autobot'un Ark isimli gemisi aya çakılır ve çarpışmanın sesi taaa Washington'dan bile duyulur. Amerikalı yetkililer "noldu lan bişi düştü sanki" der ve aya ilk defa bi kaç üniversite mezunu göndermeye karar verirler. Astronot adı verilen bu kalifiye mezunlar Ark'ta "vay be, adamlar yapmış haci" ifadesiyle dolaşırken ne işe yaradığını bilmedikleri bi kaç metal direk bulup atlas okyanusuna getirirler ve olaylar gelişir. Olaylar öyle bi gelişir ki tehey. Lennox, Simmons, Sam, Carly ve Epps perspektifinden (bakın perspektif diyorum, işte böyle hiç farkında olmadan entellektüel, akademik anlatımlar yaptığım oluyo ve sonradan pişman oluyorum) Chicago'daki yıkım anlatılmaya çalışılır ve yüze göze bulaştırılır. Kurgu o kadar, ama o kadar dandiktir ki inanamaz, "fantezinin de bu kadarı!" dersiniz. Prime, The Cube (TF1), Matrix of Leadership (TF2), Ark, Energon, Cybertron gibi Transformers evrenine mahsus isimlerin bi potada gelişigüzel karıştırılıp ortaya saçmasapan, mantık hatalarıyla dolu, sığ bi senaryo çıkarıldığına dehşetle tanık olursunuz (sinemada dehşet). Bunlara ek olarak, Sam yine bol bol APTİMAAAS! diye olur olmadık yerlerde bağırır, böyle gergin böyle heyecanlı ortamlarda yine aynı bushido hareketiyle kız arkadaşının kulaklarını elleri arasına alarak kızın kafasını buruşturmaya çalışır ve "ay pıromis.." der, konu her neyse kız hemen ikna olur. Eye-candy olmaktan öteye gidemeyen Rosie'nin anatomik yapısı gözümüze gözümüze sokulmaya çalışılır ve seyirciye 3D gözlüklere neden para verdiği de bu şekilde anlatılmış olunur efem.

Action!
Intro'dan sonra bi yığın metal, venividivici sesleriyle Transformers yazısına dönüşür ve film günümüz zamanında başlar. Hemen ardından "seviştim gömleği" altından Rosie'nin götünü görür ve "öff yine mı aynı olucak, çıksam mı salondan?" diye içimizden geçiririz. Kısa süre sonra kadraja giren ex-decepticon minik Autobot Wheelie (seviom bunu) ve adını bilmediğim diğerini görünce bi nebze rahatlar ve kolamızdan bi yudum alırız. Film gereksiz karakter odaklarıyla ara ara baysa da gittikçe artan temposu bu can sıkan anları daha kolay unutmamıza yardımcı olur. Gerçekten öyle böyle bi action değildir filmdeki. Eğer içinizde bastırılmış bi pasif agresiflik durumu varsa efem, bi süre sonra filme dalıp siz de sağa sola ateş etmek, bi şeyleri havaya uçurmak ve akabinde bi sigara yakıp yere düşmelerini beklemek gibi sapkın eğilimler gösterebilir, eğer istersem osuruktan karakter tahlili yapabildiğimi de hemen anlayabilirsiniz. Bol bol patlama ve özel efekt filmin en tahammül edilebilir öğeleriyken, bunların en angarya sahnelerde (ki çok var) ve haddinden uzun süre kullanılması, öte yandan filmin asıl aktörleri olan robotların savaş sahnelerinin ise absürd kurgular ve kısa çekimlerle geçiştirilmesi sizi hıçkırıklara, göz yaşlarına boğabilir. Örneğin 20 dakika geçmesine rağmen bi türlü devrilemeyen lanet bi gökdelen karşısında dostum, filmi terketmeyip aslında ne kadar sabırlı olduğunuzu keşfedebilir, atıyorum Optimus'un 4-5 Decepticon'la dövüşmeye başladığını görüp gözlerinizin 80 vatlık ampül gibi parlamaya başladığı an bütün action'ın 15 saniyede bitmesiyle oh bebeğim saçınızı başınızı yolabilirsiniz. Burdan yetkililere sesleniyorum, işte bu yüzden girişte 3D gözlükle beraber bone de satılmalıydı! You fail.

Acting, guys:
Eğer senaristler yaptıkları işten biraz olsun anlasalardı, robotlar üzerine yapılmış bi filmde olması gerektiği gibi başrol oyuncularının robotlar olmasına izin verirlerdi ve belki Optimus bu sene oscar alırdı. Bundan önce 2 film çekmiş ama nedense hiç bi şekilde bu gariban robotlara film boyunca 2 cümleden fazlasını kurdurtmamışlar, ne bileyim "bakın bu robot da böyle bi karakter işte" gibi çalışmaları olmamış ve bu sebeple seyirci ile aralarında bi bağ kurulamamıştı değil mi Sebastian? Ja natürlich. Buna rağmen filmdeki en iyi oyunculuk bu robotlarındı diyebilirim. Öte yandan, sadece doğru lobiye üye olduğu için gerek bu filmde, gerekse Indiana Jones: The Kingdom of The Crystal Skull gibi gelecek vaadeden bi filmde başrolü kapabilen Shia LaBeouf yine vasattı. Gittikçe daha rahatsız edici oluyo bu eleman, neden bilmiyorum. Böyle bi ismim olsaydı bırakın sinema filmlerinde oynamayı, ilkokula bile kayıt yaptırmazdım. Ayrıca, adını duyunca kendisini bi Lady of the Lake falan sanacağınız bi Rosie Huntington-Whiteley var ki insan izlerken bileklerini kesmek istiyor, kendi bileklerinizden bahsetmiyorum. Tamam anlıyorum, oyunculuk yapsın diye değil eye-candy olsun diye filme dahil ettiniz ama srsly guys, take a look! Ne zamandan beridir "dudak ne kadar dolgunsa kadın o kadar sexy'dir hoju" diye bi şey var? Zavallım o dudaklarla doğru düzgün konuşamıyo bile, günah değil mi filmde oynatıyosunuz! Göze de hitap etmiyo bu ayrıca, arı kovanı öpmüş gibi ya, ciyzıs fakin kırayst! O kadar berbat ki, yani her açıdan, insan bi süre sonra ister istemez Megan Fox'la kıyaslayıp aklından şöyle geçiriyo: "Megan Fox'a çok büyük haksızlık edilmiş ya, hem dünyalar güzeliymiş hem de oskarlık oyuncuymuş oysa".


Shits:
* Madem Sentinel Prime öyle bişi yapıcaktı, neden Optimus'tan Matrix'i almadı? Yaşlanınca hepten cozuttu mu?
* Optimus demişken, yahu sen o kadar uç kaç vur kır, sonra git sinek gibi tellere takıl, bi de yetmezmiş gibi orda asılı kal! YAHU OLUR MU BE! ><
* Predator kılıklı 3 Decepticon'ın kovalamaca sahnesinde bunlar Autobot'ları niye otobanda bildiğin koşarak kovalıyolar? Dönüşen yerleri mi ağrıyo?
* Neredeyse Lüksemburg kadar olan bi uzay gemisini nası oluyo da printer kadar iki robot düşürebiliyo? E atalım o zaman bütün bu plazma silahlarını, roketatarları, düzenli olarak günde 2 defa dişlerimizi fırçalayalım?
* İlk filmde kıytırık Scorponok'u sadece yaralayabilmek için A10 tanksavar uçakları yada böyle belim kadar mermiler atan toplar gerekirken, NASI oluyo da koskoca Starscream'in gözüne "çöp" batınca bi oturup ağlamadığı kalıyo? Demek pandik atsak da olurmuş mu?
* İlk film diyince aklıma geldi. Yahu bizim şabalak Sam bi ara Cube'ün içindeki bilgileri absorb etmişti, hani her şeyi bilir hale gelmişti de Decepticon'lar bütün film boyunca elemanın zihnindeki bilgileri almaya çalışmışlardı falan.. sonra noldu bu çocuğa da Decepticon'lar son 2 filmdir elemanı ilk görüşte harcamaya çalışıyo? Format mı attınız çocuğa?
* Megatron Cybertron'u terkederken geride kalan Decepticon'lara göz kulak olsun diye arkada bıraktığı Shockwave'in dünyada ne işi var? Cybertron kimlere emanet? Hem Shockwave "Dünyevî işler peşindeyim, gelicem" gibi bi not bırakmış mı?
* Srsly, bu Shockwave ne "ayak"? Shockwave'i BU şekilde yorumlayan senaristlere ne içirdiniz?
* O yıkılamayan gökdeleni neyden yaptınız? Yahu 20 dakikada yıkılmaz mı bi bina? Sanki o hep ordaymış da dünyayı gökdelenin altına eklemişler gibi lan!
* Hadi fanteziydi şuydu buydu hepsini geçtim. Sam gibi b.ka dikilecek aklı olmayan, üniversiteden yeni mezun bi işsizle, bi şekilde kariyer yapmış ve muhtemelen yattığı yerden para kazanan (!) Carly arasında nası oluyo da bi ilişki oluyo? Hangi dünyada yaşıyosunuz?


Giggles:
* Action'a doyuyosunuz. Hatta bi süre sonra kusacak gibi oluyosunuz.
* Megatron'un, eee, yeni transformasyonu ÇOK başarılı olmuş.
* İtalyan aksanıyla konuşan Ferrari'ye +rep
* Irish aksanlı bi Autobot da vardı ama sadece 1 sahnede gördük / duyduk kendisini.
* Bi sahnede first-person çekim kullanılmış, daha uzun sürseydi çok daha güzel olurdu.
* Dutch karakterini sevdim ama sanki Almanlarla karıştırmışsınız gibi biraz, sanki, dimi.
* 3D'si diğer pek çok so-called 3D'ye nazaran daha başarılı, aferim.
* Optimus'un "dual-wield warrior" konseptine hastayım. Özellikle Last Stand, Death Wish, Recklessness gibi ne kadar cooldown'ı varsa hepsini "patlatması" sinema koltuğunda titreyerek rahatlamama sebep oldu, teşekkür ederim.

Sonuç:
Allah belanı versin Michael Bay.

2 yorum:

z dedi ki...

moruk buraya şey yazacaktım ben. transformers'ın bünyeye etkileri hakkında şunu:

"cocuklugumdaki bir şey bana ilerde -hem de cok uzak olmayan aralıklarla- 3 paragraflık postlar attıracaksa , keşke hiç bulaşmaz olaydım bu derde diye düşünürdüm"

sonra dedim zusa ştop!!! , şeyp urself bro :D sonra akşam loot diye ağlarsın. sarkastik olmanın alemi yok. burayı okuyan var okumayan var admini var moderatörü var vs :D

evet evet böle düşündüm vazgectim. buna otosansür deniyormuş kötü bişi. ama ben uyguladım.

velakin
gün içinde işyerinde acayip sıkılmış. son bir saati nası ggecirsem diye en mal forumlara dalmışken şuna rastladım!!

sorry but. arman lütfen bize şu arkadaşın sen olmadını söyle.
/caption more than meets the eye
http://chzgifs.files.wordpress.com/2011/07/more-than-meets-the-eye.gif

:D hatta ben bunu tweetliyim ya

Arman dedi ki...

Akşam loot yok sana.