Pages

Cuma, Haziran 24, 2011

Sonisphere 2011

Bi festivale nasıl gidilmiycekse bizim (byb, berken, kaan, ben, kardeşim ve kız arkadaşı) öyle gittiğimiz festivaldi. Hadi kardeşim ve kız arkadaşı sadece Iron Maiden'a geldiler, akşam 7 gibi festival alanında oldular, tuzları kuruydu ve kuru kaldı.. ama biz? Mastodon denen, fanlarının gücüne gitmesin ama, gereksiz grup sahneye çıktığında hala dışardaki kuyrukta, öğlen güneşinin altında ıstakoz gibi yanıyoduk. Daha içeri girmeden cebimde sadece 3 dal sigara kalmıştı, 2 açma yemiş ve bi çay içmiştim, ne kadar gözeneğim varsa hepsinden hatrı sayılır miktarda su kaybediyordum ve kıçımda şort değil kot pantolon vardı! Bariz bi şekilde pek çok şeyi yanlış yapmıştım ve artık dönüş yoktu. Siz böyle yapmayın. Bi dahakine biz de böyle yapmayalım.

Beklediğimizin ve aylar öncesinden speküle edilenin aksine sahne önü o kadar da küçük bi alan değildi. Bu, iyiydi. Fahiş fiyattan alkol, yiyecek ve sigara satışı vardı. Bu, normaldi. Gargamel vardı. O, kötüydü (bkz. Alice Cooper). Bir önceki günden 5 saat otobüs yolculuğuyla Eskişehir'e nikaha, ordan çıkışta aynı günün gecesi (sonraki günün sabahı daha doğru olur aslında) gece 03'te trenle İstanbul'a gelmiş, 08'de Haydar Paşa ile bayramlaşmış ve öğlen saat 12 itibariyle konsere yetişmek için evden çıkmış ve saat 14.30 civarında konser alanına adım atarak hacı olmuştum. Tükenmişliğin ve 20+ olunca nefret ettiğim hava sıcaklığının verdiği etkiyle içimden "bu akşam ölücem, beni kimse dutumaz" diye geçiriyor, aksi yöne, örneğin genişçe bi yatağa doğru yönelme eğiliminde olan ayaklarıma hiç istemedikleri şeyleri yaptırtmaya çalışıyodum. Peki konser nasıldı? Coming right up:

Mastodon: Çaldıkları şarkıların hiç birinde yakalayacak bi ritm, bi riff, bi melodi yada sade bi cugu-cugu bulamadım. Olmadı, yapamadım. Kuru gürültüden öte bi "müzik" yapmadılar benim için. Şunu da belirtmem lazım, bu adamların hiç bi albümlerini dinlemedim, hiç bi stüdyo kayıtlarını bilmiyorum. Adamlar Circle of Cysquatch diye bi şarkı çalarken (araştırdım buldum, böyle bi şey çalmışlar) benim onlara bakışımla, ben "nişliyon bakem bizimoolan, heeeh şökkibi, gelivee gidivee ibraam oolum, gır belini yeeeh hayding eller" derken onların bana bakışı arasında hiç bi fark yoktu, o kadar yabancıydık birbirimize. Bi sinerji falan olmadı. Belki so-called 15000 kişiye karşı değil de, 1 tonmeister'a karşı çalarken daha iyi işler çıkarıyolardır, bilmiyorum. Kendilerinde kariyerlerinde başarılar diliyor ve mümkünse seyrek görüşelim diyorum.

In Flames: Orda bulunma nedenlerimden biriydi In Flames. Sonuçta boru değildi, In Flames'ti, we trust'tı ama olmadı. Hangi akla hizmet bilinmez, bi Jester Race'ten, bi Whoracle'dan, bi Colony'den çalmak yerine bok varmış gibi hiç bi halta benzemeyen daha yeni albümlerinden şarkılar çalıp seyircilerini hüsrana uğrattılar. Konserlerine Cloud Connected'la başlamış ve korktuğumuz başımıza gelmişti. Sonra Trigger'la devam etmiş ve sadece eskilerden 2 şarkı çalıp (Only for the weak & Pinball map) alık alık bakmamıza sebep olmuşlardı. Tahmin edilebileceği gibi en yoğun tepkiyi, en yüksek katılımı da sadece Only for the weak'te alabildiler, hepsinin yüzü sadece o şarkıda güldü. Solo gitaristlerinin gerek sololarda gerek ritmlerdeki sçışlarından bahsetmek istemiyorum, bi ara adam sçıp sçıp kendi kendine gülüyodu, o kadar salmıştı artık. Bu performanslarından dersimizi çıkarmıştık: müziğe sanki mühendismişsin gibi yaklaşıp integrallerle kotanjantlarla şarkı yapınca sonradan o şarkıyı canlı olarak icra etmek çok güç oluyomuş. Misslyckas.

Alice Cooper: Kendisi yaşayan ve HALA aynı tarzda müzik yapan (çok biliyomuşum gibi) sayılı metal dede'lerden biri. Bu bağlamda kendisine saygıyı eksik etmemek lazım değil mi Sebastian, evet. Biri poyzaaaağğn olmak üzere bi kaç şarkısını bildiğim Cooper dedenin, hakkını vermek lazım, sahne performansı, sahne şovu inanılmazdı. Bizimle beraber pek çok kişi Cooper sahnedeyken güldü eğlendi. Rahmetli Dio gibi, ki toprağı bol olsun, konserden önce ölmediği için mutluyum, allak uzun ömürler versin. Bu adamı izledikten sonra Berken'e dönüp dedim ki, "olm ölüp gitmeden AC/DC'yi de görmeliyiz" ve dedi ki "evet". Bu iyi bi şey, "berken açma, dedeler.." de diyebilirdim.

Slipknot: Bakın baştan uyarıyorum, eğer bi Slipknot fanıysanız, yani gerçekten, seriously bu adamları, şarkılarını dinlemek bi yana, onları ezberleyecek kadar seviyorsanız hemen şimdi tarayıcınızı kapatın ve uzunca bi süre bu sayfaya gelmeyin. Olacaklardan sorumlu değilim. *cough* Sevgili Slipknot, allah belanızı versin. Mastodon için söylediklerim sizin için de geçerli, belki aslında çok iyisiniz de ben bilmiyorum yada önceki bi kaç günün verdiği yorgunluk, hava koşulları, açlık falan hislerimi köreltti, in any case, i dont give a fuck. Kimsiniz necisiniz ne ayaksınınız bilmiyorum, bilmek de istemiyorum ama srsly, sahneye oturma odam büyüklüğünde davullar koyup sanki güneş bir daha hiç doğmıycakmış gibi çalmak? Not my type. Gitarlar? LoL! 3 tane akor bulup (ki bu bile iyi, boş tele vursa da olurdu) saatlerce aynı akorlara basmak? Guys, ur doin it wrong!1 Ha bitti ha bitecek derken bi saat kafamı sktiniz! "Slipknot çok gaz-galyan müzik yapıyo hoju!" Fuck that! Gaz verecek müziğe ihtiyacım olursa, bakın dikkat edin, müziğe diyorum, en kolpasından Sonic Mayhem dinlerim bundan yine daha iyidir! Bu adamlar şayet 2-3 tane gerçekten güzel şarkı yapmışlarsa, eminim tesadüftür, kazara olmuştur, ne bileyim ayıkken yapmışlardır, mutlaka vardır bi olayı. Default halleriyle masterpiece çıkarmaları imkansız! Slipknot da, sevenleri de GTFO pliz, kkthxbai.


Iron Maiden: Lise yıllarıma damgasını vurmuş yegane grup. Yaşlandıktan sonra işin kolayına kaçıp albümlerine 4er dakikalık 11-12 şarkı yapmaktansa, 8er dakikalık 6-7şarkı yapmalarını, dongidi dongidi uzun introları tercih etmelerini yada iki senede bir yeni albüm ve dört "yeni" best of çıkarmalarını saymazsak, halen hayatta olan sayılı efsaneden biri Iron Maiden. Kimse yaşlandılar ve müzik seçimlerini bu yönde kullandılar diye adamları suçlayamaz. Sonuçta bazilyonlarca seveni olan bi grubun belli bi zaman sonra kariyerinde seçeceği yollar çok fazla değil: ya hala gençmiş gibi şarkılar yapıp bi kısım dinleyicinin "ohoo rutine bağladılar" eleştirilerine yada tarzını, sözünü değiştirip diğer kısım dinleyicinin "abi X albümünden sonra çok bozdular" mızıklanmalarına maruz kalıcaksın. Maiden ilk yolu seçmiş. Anyway, 99'daki konserini kaçırıp "olsun, zaten vokalde bet sesli Blaze vardı lolol" diyerek kendimi avuttuktan 12 sene sonra Maiden'ı tam kadro karşımda görmek heyecan vericiydi. O konser dvd'lerinde izlediğimiz, hastası olduğumuz sahne şovlarını Küçükçiftlikpark gibi dar, park mı çiftlik mi belli olmayan bi alanda da gayet hakkıyla gerçekleştirebildiklerine, göz ardı edip sonrasında bundan hiç yakınmayacağımız ufak tefek hata yada tembellikle bile neredeyse stüdyo kayıtlarına eşdeğer performanslarına şahit olmak inanılmazdı. Hem yeni hem de eski albümlerinden seçtikleri parçalarla her türden dinleyicisini memnun etti Iron Maiden. Konser sırasında veya sonrasında duyduğumuz okuduğumuz "ingiliz faşistliklerini bi kere daha gösterdiler" yada "midnight express geyiğini yapmasalardı daha iyiydi" gibi yersiz ve komik polemiklere girmiycem, her birine ayrı ayrı cevap verip bi "wall of text" yaratmak istemiyorum. Bruce, Steve, Dave, Janick, Adrian, Nicko.. yine gelin, söz bu sefer zıplayabilicem! Up the Irons!

Onca sıkıntıya rağmen iyi ki gitmişim, yine olsun yine gitcem. 34 LOL Bilmemkaçbilmemkaç plakalı araç sahibi, plakana talibim, beni ara. Konserde üzerine oturduğum sakızı çiğnemiş olan vatandaş, ateşlerde yan, eğer erkeksen çifte kavrul.

M.Arman B. NTV / İstanbul

Hiç yorum yok: