Geçtiğimiz cuma İstanbul'dan 23.30 Fatih express'ine binip saatte muhtemelen 60 km hızla Eskişehir istikametinde yol alan Can sabah saat 4.20'de benimle buluşmuş, akabinde yine ne yazık ki 60 km hızla saat 7.30'da Ankara'ya varmıştır. Trendeki Abomination'ların hitpoint'leri kaçtır, undead kondüktör The Forsaken'a mı bağlıdır yoksa o artık bir Scourge mudur? Garibim yol boyunca çok darlandı, "abi bitmiyo bu yol" diip durdu, çantamdaki Oyungezer'in Ocak ve Şubat sayılarıyla kendisini oyalamaya çalıştım, kozlar benim elimdeydi, kullandım. Evlerinde kalacağımız Eray ve Enes Eryaman'da oturduklarından Sincan durağında inecektik. Daha önce Sincan Contested Territory'sinde hiç bulunmamış olan Can'a, Sincan'ın yerlileri (Sincan Apaçi), bölgenin kısa tarihçesi, coğrafyası ve farm alanlarını anlattım. Bölgeye yaklaştıkça diktikleri totemlere lightning bolt atan "hajı benim diipiez 3.2'yi geçmiyo ya" diye ağlayan troll ve tauren shaman'lar, gank'lenen female human priest'ler (prayst), benzerini Orgrimmar kapısında da görebileceğiniz kahve önlerinde vakitlerini duel atarak geçiren işsiz Sincan popülasyonunu görme şansı bulduk, nefes kesici bir deneyimdi. Simit Sarayı'nda kahvaltı yapıldı, adı geçen işletme sabahın köründe bile müşterilerine müşteri gibi davranan (yada davranabilen) temiz ve düzgün giyimli ekibi ve uygun fiyatlarıyla takdirimi kazandı. 2 gün boyunca bi grup WoW oynayan sap bir arada kalınca geyiğin de dibine vuruldu, namahrem yerlerine su kaçırıldı /point /lol yapıldı, uzun zamandır hiç bu kadar gülüp eğlenmemiştim. O derece ki, beni daha iyi tanıyan arkadaşlarımın telefonlarına cevap verdiğimde "sesin çok keyifli geliyo, hakkaten eğleniyosunuz siz orda" yorumlarıyla karşılaştım, srsly. Sadece bir kaç aydır birbirini "tanıyan", ortak yanları WoW olan bi grup insan sanki 40 yıldır arkadaşmış gibiydi. Bol bol WoW konuşuldu, Cataclysm anlatıldı, guild'ın ve raid'lerin durumu tartışıldı, kurtarıldı. Karakterler interface'ler makro'lar addon'lar gösterildi (hayır, pipilerimizi göstermedik), tavsiyeler alındı verildi, çekinmedik herkes daily dungeon'larını yaptı, utanmadık ToC25 kurduk ve ilk boss'tan sonra raid dağıldı, epic sıçtık. Futboldan, arabalardan, politikadan konuşmadık, askerlikten ve kadınlardan konuştuk ama itiraf ediyorum. Eray'ın dişi kedilerine hasta oldum, kardeşmiş bi de bunlar, biri sarı biri siyah. Biblo gibi hayvanlar, ne bi utanma çekinme var ne bi yaramazlık. Nereye koysan orda duruyolar. Siyah olanın mevsimi gelmiş, hayvanın gıkı çıkmıyodu ya. Daha önce tanıdığım bi siyam kedisi apartmanı yıkardı o döneminde, bunun miyavlaması bile duyulmuyodu, dumur oldum. Kimseye pas vermeyen sarı 2 gün boyunca karnımda kafamda uyudu, kıla tüye boğdu beni, 2. günün sonunda telefonlarımızı aldık, hot jiggly jam! Kafaya koydum, mutlaka bi gün bi kedi edinicem, hakkaten yalnız olmuyomuş. İkinci gün Barlas ve Erkan da geldi, Barlas hakikaten orc zihniyetinde olduğunu Morrolan'a sadece kendi aramızda kullandığımız Morbaş ismiyle hitap ederek kanıtladı. Erkan vent'teki gibi sessiz sakinmiş hakkaten. İstanbuldan Seçkin aradı bi ara, "abi İstanbul'a da gelin lütfen" dedi adam, bir kere daha dumur oldum. Dumur oldum çünkü guild'da iletişim kurmaktan en çok çekinen, en sessiz adam bile bizi görmek istiyodu ve samimiydi. Gelcem, İstanbul'a da gelicem, GM olmak kolay değil tabi, guildie'lerimle yakından ilgileniyor, dertlerini dinliyor, çözümler üretiyor, kış aylarında kömür, bahar aylarında epic, yaz aylarında şort mayo dağıtıyorum, this is seriouz bizniz. "Hiç radyo programı sunmayı düşündü mü?" diye daha önceleri vent'te sorduğum Sercan'la da görüştüm, kendisi de bi warrior ama heroic strike kullamayan marjinal warrior'lardan, bi kere dilime düştün olm, sıçtığın andır. Yeni recruit'lerimizden Engin de vardı, ona da "resto druid'in inceliklerini" anlattım ama sadece kafa salladı ahah.
Bizi haftalarca idare edecek geyik malzemelerimiz de oldu, aşağıdaki video'nun meşhur quote'ları insanlar evlerine dönmüş olmalarına rağmen hala vent'ten devam ettiriliyor, her seferinde gülüyoruz.
Uyarı: Mature Language
Şu bir.
Şu da iki.
Vent'te birbirimize Mayko diye sesleniyoruz. Video'daki rogue gerçekten epic, bir Sincan Apaçi. Gerizekalılığı, n00b'luğu, evrimini tamamlayamadığı için kendisine burdan sonsuz teşekkürler. Partneri olan Priest arkadaşa da allahtan sabır pl0x.Barlas Icecrown video'larımızı da getirdi 2. gün. Hem vent'li hem de edit'lenmiş versiyonlarını. Video'ları izleyip kimin sıçtığını parmakla göstermek bile eğlendirdi bizi. Bana sözü var, Rotface'i kesersek o video'nun müziklerini ben seçicem.
Lord Marrowgar:
Lady Deathwhisper:
Gunship:
Deathbringer Saurfang:
Festergut:
Youtube'lara da düştük, geçmiş olsun.
2. günün gecesi Enes, ben, Sercan ve Engin Let's go to prison'ı izledik, filmi izlettirmek için zorlamam gerekti ama sonuç tatmin edici oldu. Sabahki dersini yalan ettiğim için Sercan'dan özür diliyorum ahah. Her şey için orda olan herkese burdan bir kere daha teşekkür etmek istiyorum. Gerçekten çok keyifliydi, doyamadım. Ankara zirveleri bu kadarla kalmayacak, İstanbul ve İzmir zirveleri de yapılacak efem, şüpheniz olmasın. Kendisi İstanbul'da "kocasıyla" olduğu için Erşat'ımı göremedim bi tek ama bunu da halledicem, Erşat'sız olmaz. Benden bu kadar kolay kurtulamazsınız, i'll be back.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder